Tespih almak için pek sık gitmeyiz şehrimizin tespih satan dükkanlarına. Yakın bir zamanda evdeki seccadelerin iyice solduğunu fark ettiğimde Orta Camii karşısındaki dükkandan mor renk ve desende bir seccade ile yine mor renkte bir tespih almıştım. Küçük ama çok keyifli bir alışverişti.
Hepimizin evinde namaz kılsak da kılmasak da çekmecelerimizin bir köşesinde seccadelere uzak düşmüş, bir gün parmaklarımızla buluşmayı bekleyen bir ya da birkaç tespihimiz muhakkak vardır. Bir hacı ziyaretinden çıkarken elimize tutuşturulmuştur dualı dualı; Ya da Erzurum’ a yolunuz düşmüşse eğer, dönerken rastgeldiğiniz ilk dükkandan oltu taşından bir otuz üçlük tespihe hiç düşünmeden saymışsınızdır cebinizde kalan son paranızı; veya Eskişehir’ li bir dostunuz kırık beyaz lüle taşından kıvrım kıvrım bir tesbih hediye etmiştir daima hatırlanmak ümidiyle.
Taneler ve İp Yaradanın 99 ismini bir araya topladılar ve “Kainatta herşey Allah’ ı tespih eder.” Ayetini insan cephesinden hayata geçirdiler.
“Süphanallah, Elhamdülillah, Allahuekber.”
Tespihte rengarenk boncuklar kadar görünmez ama boncuklardan da önemlidir dualarımızı üzerine tek tek dizdiğimiz ip. Tespihi tespih yapan ipidir. Tesbih ipi olmasaydı bir nizam ve intizama tabi tutamazdık dualarımızı. Peygamberimizin parmakları, hurma çekirdekleri ve çakıl taşları ile bir düzen ve intizam verdiği dualarını sahabeler daha sonra bir ip üzerinde taneler halinde dizayn etmişler. Peygamberimizin bu şekli sessiz onayı üzerine ibadetlerimizin içinde yerlerini almaya başlamışlar tespihler renk renk, model model.
“Boncukların dini amaçla ve duaları saymada kullanılmasına ilk olarak Hindistan'da, Hindu inanışında rastlanıyor. Tespihin ataları Hindistan'dan doğuya, sonra Ortadoğu'ya, en sonunda da Avrupa'ya yayılıyor. Tespihin kullanış amacı Müslümanlık, Hıristiyanlık (Katolik), Hinduizm ve Budizm'de aynı olup hepsinde de duaları ve dualar arası bölümleri saymada kullanılır. Tespihin İslam dünyasında ne zamandan beri kullanıldığı kesin olarak belli değildir. Hz.Muhammed'in tespih taşıdığına dair bir kayıt yoktur. Hatta belki Osman Gazi, belki de Fatih Sultan Mehmet'de tespih kullanmadılar. Arşivlerde tespih ile ilgili bilgilere ancak 16. yüzyılın sonlarına doğru rastlanmaktadır.”
Tespih çekme alışkanlığının ibadetteki yerinin dışında ilmen de zihnimizi her şeyden uzaklaştırarak rahatlatmak gibi bir etkisi varmış. “Beynimizin, çalışma yaşamının güçlükleriyle, sorunlar, endişeler ve korkularla sürekli baskı altında tutulduğunu, bunun sonucunda sinir hücrelerinin aşırı yorulup yıprandığını ve beynimizi rahatlatmak, onu özgür bırakmak, dikkatimizi başka tarafa yöneltmek için tespih çekmenin çok etkili ve faydalı olduğunu söylüyorlar bilim adamları.”
Erkekler delikanlılık, ya da maçoluk aksesuarı olarak da kullanıyor tespihi bildiğiniz gibi. Bir mahalle kabadayısının ellerinde başka; seccadesinin üzerinde iki büklüm dua eden bir insanın ellerinde başka bir manaya bürünür tespih.
Tespih üzerine biraz kafa yorarak, özellikleri ile de haşır-neşir olduysanız eğer hayatın da bir tespih ipinden farklı olmadığı sonucuna varabilirsiniz. Yaşadığımız her şeyi, hatta yaşamadıklarımızı bile hayat ipimize diziyoruz tek tek. Son taneden sonra da İmam(e) ile buluşturarak tamamlıyoruz yolculuğumuzu. Hayat tespihtir başka bir değişle; ve bu anlamda biz mi hayat tespihini, yoksa hayat tespihi mi bizi çekiyor bilinmez!
17 şubat 2011 Perşembe

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder