8 Nisan 2012 Pazar

İnsanlar insancıklar

Geldim... Oyunun başlamasına daha iki saat var. Önce minibüsle Çevik bir sonra otobüsle Konak... Ve karşımda Sabancı Kültür Sarayı. İzmir in tam ortasında olmalıyım. Denizin kıyısından İzmirlileri izliyorum elimde 100 gr. çekirdek paketimle. Oturduğum yerde daha önce de başkasının çitlediği çekirdek kabukları var. Kabukları yere attığımı düşünmeyin sakın. Belediyenin  ferforje çöp kutusu bir hamle uzağımda.duruyor.
Hava güneşli.Biraz da esinti var ara sıra eşarbımı uçuşturan.
Ağır adımlarla önümden uzun boylu kulağında kulaklığı ile bej ceket ve pantolonlu genç bir zenci geçti.Ne çeşit bir müzikti dinlediğini merak ediyorum lzumsuzca... Önümde hiç durmaksızın akıp giden kara trafiği arkamda dalgaların hışırtısı... Buyuk sahil şehirlerinin değişmeyen havalı manzarası...
Biraz ötede ayaklarını denize sarkıtmış halde gözleri uzaklara sabitlenmiş bir genç kız var. O da çekirdek çitliyor trans halinde. Aklından kim bilir neler geçiriyor. Motosikletiyle çay nescafe satmaya çalışıyor orta yaşlarda esmer deri ceketli bir adam... Koşanlar var, yürüyen genç yaşlı çiftler... Balık tutanlar...Elindeki haşlanmış mısıra yumulan bir delikanlı yine elinde pembe pamuk helva olan  kız arkadaşı ile aheste geçtiler önumden.
Füsun Önal ın o şarkısını hatırlamanın tam zamanı... "İnsanlar insancıklar binlerce yüzbinlerce. Hepsi yaşam derdinde. Kimi üzgün kimi şen........"


4 Nisan 2012 Çarşamba

Su gibi


İlk olarak bu satırları kitabı tekrar okumayı düşünerek yazdığımı bilmenizi isterim.

Nebevi nefes bir nefeste okunacak bir kitap değil. En azından benim gibi İslam tarihine kulaktan dolma bilgilerle aşina olanlar için bu  böyledir diye düşünüyorum. Belki üç nefeste. 

Belgesel tadında, doğru bilgiyi güzel bir uslup ile hikayelendirerek, sade ve akıcı bir dil, abartısız kurguları ile o çağların bütün karmaşasına rağmen o peygamberi esintiyi ciğerlerinize dolduruyor Yazar. 

Emeviler hakkında hiç de iyi şeyler okumamıştık lise yıllarında hatırladığım. Bana Arap toplumunun siyasi, içtimai ve kültürel yapısı her zaman karışık, kanlı ve karanlık gelmiştir. Böyle algılayışımın kendi bilgisizliğimle ilgisi var muhakkak ki; Bir de günümüz arap toplumlarının özellikle yurt dışında Türklerden daha kötü bir tablo çizmeleri ile  sanırım. Ama bu kitap bütün ön yargılarınızı gözden geçirmenize de sebep oluyor. İnsan yaratılış öyküsünün idrakine varabildiği kadar insan. Arap olsun Türk olsun. 

Ömer Bin Abdülaziz bir emevi halifesi. Hz. Ömer' i hatırlattığı içiin "İkinci Ömer" diye biliniyor. Ben de bu kitap ile tanımış oldum kendisini. Zamanının çarpıklıklarına tek başına mücadele veriyor. Halife olmadan evvelki Ömer ile Halife olduktan sonraki Ömer arasındaki değişikliği bütün ayrıntıları ile kaleme almış yazar. Kısa ve öz anlatımlı bölümlerini insanın dönüp tekrar tekrar okuyası geliyor.

Duygulandırıyor, düşündürüyor, hayran bırakıyor Ömer Bin Abdülaziz İkram Arslan' ın kalemiyle kendisine.  

Kitabı okuduktan sonra dönüp bugüne bakıyorsunuz. Susuzluğunuz artıyor. 

İşte Nebevi Nefes su gibi bir kitap. 



3 Nisan 2012 Salı

İzmir' in Kavakları

Zihnim çok dolu. Biraz boşaltmam lazım. Nereye mi? Tabii ki buraya. Lüzumlu lüzumsuz bir sürü zırva ile dolu bir zihinle aşırı yüklenmiş bir bilgisayar arasında hiç bir fark yok. Her an çökebilirsiniz.
İzmir' in kavakları yüzünden iki gündür İzmir 'deyim. Bu pc kızımın arkadaşının. Sağolsun bana kullanmam için veriyor günboyunca. Onların vize haftası. Ders çalışıyorlar.
İzmir' in kavakları yüzünden dedim ya evet aynen öyle bu kavaklar kızıma allerji yapmış sanırım. Gerçi henüz test yaptırmadık ama görünen o ki allerjik bir durum var. Teyzesi gibi yüzü gözü şişmiş kaşınıp duruyor. Hastaneye kaldırmışlar bir gün. Ben o ilk kalkışta verilen iğne ve ilaçların ona yeterli olduğunu düşünüp gerekeni yaptıkları düşüncesiyle fazla önemsememiştim. Ama ertesi gün yeniden hastaneye yatırılınca çocuğun sesinin de telefondan çok kötü gelmesi sebebiyle hemen gelmek kararı aldım. O sırada misafirlerimizle beraber teleferikle Boztepe' ye çıkıyorduk tam da. Her şey hızla gelişti. Yasemin üç buçuk uçağından bilet aldı, misafirlerle eve geldik, Ahsen ile Büşra da vardı onları eve bıraktık. Beş dakikada valizimi hazırladım evden çıkarken çocukları öpemiyordum az daha.Büşra nın bakışları hala gözümün önünde. İzmir sıcak olur diye o sırada hırka filan almadım üzerime . Hataymış. Akşam ve sabah serin oluyor burda. Neyse valizimi alıp misafirleri sahilde bırakıp 140 kilometre ile onbeş dakika önceden havaalanına yeitştik. Bir saat yirmiyedi dakika sonra da İzmir havaalanındaydık. Metro ile Şirinyer ordan da Buca Tınaztepe. Her şey yolunda. Cuma test filan yaptırdıktan sonra memlekete döneceğim..
Bu arada her gece rüyamda torunumu görüyorum. Mayıs ayında bizleri bırakarak kendi yuvasına uçacaklardı ben onları bir haftalığına bırakıp buraya uçmuş oldum. Bu ani ayrılık gereklimiymiş nedir. Uzun ayrılık günlerine bu kısa ayrılıkla antrenmanlıyız artık.
Zihnim boşaldı mı peki? Ne gezer. Bu iş hiç kolay değil. Deneyin isterseniz:)

sizin planlarınız kaderi bağlamaz

Ne kadar kendinizden yana olursanız olun ve ne kadar planlar üstüne planlar yaparsanız yapın ön görmediğiniz, hiç bilmediğiniz bir sürpriz ...