31 Ocak 2016 Pazar

sizin planlarınız kaderi bağlamaz

Ne kadar kendinizden yana olursanız olun ve ne kadar planlar üstüne planlar yaparsanız yapın ön görmediğiniz, hiç bilmediğiniz bir sürpriz durum başkalarından yana ve bütün planlarınızı alt üst ederek karşınıza dikiliverir bir gün. Hazır ve hazırlıklı olmak mümkünsüzdür. Yeteneksizlik, tecrübesizlik, isteksizlik de cabası… Sonra bir de bakarsınız ki asla yapamam dediğiniz şeyi yapmaktasınız. Kısacası sizin planlarınız kaderi bağlamaz.

24 Ocak 2016 Pazar

kardan mesajınız var

Sebo bugun kar yağışını izlerken bir cümle kurdu. Kar taneleri birbirine değmeden düşüyor yere. Eğer değseydi ne olacağını biliyorsun değil mi dedi. Çığ olurdu ve her kar yağışında telef olurduk.Gerçi insan başka biçimlerle de telef olup duruyor. Seller, savaşlar vs. vs. Neyse fazla karıştırmadan diyeceğim o ki: İlişkiler de aynen böyle. Birbirimizi telef ediyorsak birbirimizin hayatına muhakkak fazla değiyoruz demektir. Sevgiyi abartıp saygıyı yok sayınca olmuyor. Aramızda tıpkı kar tanelerinin aralarında olduğu gibi hafif rüzgarların estiği uçurduğu tatlı mesafeler olmalı ki kimse telef olmasın... O ilahi esintiler değil mi birbirinden farklı ve eşşiz güzellikteki kar tanelerini büyüklüğünü tam da bilemediğimiz gayelere doğru yol aldıran... Buluşturan... Telef ettirmeyen...

18 Haziran 2015 Perşembe

değil miyiz?

Sevgisizliğimizle barıştan, ufuksuzluğumuzla evrensellikten  bahsederken biz; kıyametin arefesinde gibiyiz........

16 Eylül 2014 Salı

o fırça

Sanma ki yazacak bir şey yok! O yuzden uğramıyorum buralara! Tabii ki var! Hem de öyle çok şey var ki; Şu satırları yazarken içinde bulunduğum zaman dilimine ait en az otuz farklı insan öykusu geçiyor zihnimden. Hayatı iyi kötu paylaştığım insanlara dair... Ellerim karıncalanıyor. İçimdeki yazma arzusu buyuyor. İsteksizlik hastalığı da yakama yapışıyor aynı anda. Bir elim klavyenin uzerinde, bir elim hani o dusunen adam gibi elmacık kemiğime dayanmış vaziyette. Kaşlarım çatık, suratım asık... Ve ben  bu halde iken guzel bir şeyler yazmak istiyorum . Çevremde oluşan huzun halesini tek bir sözcukle dağıtmak istiyorum. Sahi var mıdır boyle bir sözcuk? Söz olsa kesse hem içimizdeki hem dışımızdaki savaşları, söz olsa ağrıtmasa başları... Velhasılı yollar uzun , gönuller yorgun...O fırca darbesi ha indi ha inecek; Dunyamın rengi değişecek...





dayımın son zamanlarında....

24 Ağustos 2014 Pazar

pazar Ordu' su

Tam da öğlen saatleriydi. Gelmez gelmez geldiğinde de mumkun değil engellenemez bir duygu halinin sonucudur yurumek bazen. Öyle oldu bana bugun ve İskele bahce ye dogru bir hedef bile koyuverdim bir anda kendime. Giyinmem ve çıkmam 10 dakikamı almıştır ancak. Binanın kapısından çıkarken çocukların konuşmaları çok komikti. Biri bugun pazartesi dedi diğeri oğlum bugun pazar babam evde uyuyo.. Bir diğeri de ordan evet pazar benim de babam evde uyuyo diye destekledi arkadaşını.  Bugun pazardı ve babalar evde uyuyorlar, çocuklar parkta oynuyorlar, anneler de herhalde kahvaltıya hamurişi bir şeyler yapmayı planlıyorlardı o saatlerde...Yokuş aşağı inerken yeni açılmış bay bayan kuaförune uğradım  hayırlı olsun dedim. Bakkal dukkanlarının önunde açıklı koyulu yeşil hasır malzemeden sepetlerini öruyordu karı koca olduğunu tahmin ettiğim bir çift. Kolay gelsin deyip yoluma devam ederken bir baktım yol kenarındaki tek katlı evlerinin önune attıkları masa sandalyenin etrafında uç bayan oturmuş sohbet ediyor. Fındığı kurtardıkları herhallerinden belli. Oh  keyif sizde dedim onlara buyur sen de gel dediler sağolsunlar gulerek. İyi olurdu ama ben İskele bahçeyi hedeflemiştim bir kere. Asfalttaki çalışmalar bitmemişti. Tozun toprağın içinde yol almak olmayacak şimdi diye duşunurken bir Uzunisa minibusu gelip önumde durdu. Bindim. Yeni mahallede indim. Dukkanların çoğu kapalıydı. Kahvelerin önunde masa sandalyeler . Vatandaş memleketi kurtarma sohbetlerindeydi okey taşlarının sesleri tiryaki çay bardaklarının seslerine karışırken. Yeni fidangör den köprubaşına geçtim. Havanın ruzgarlı olması yurumemi kolaylaştırıyordu. Bulbul deresinin uzerinde dalgalanan dev Orduspor bayrağının resmini çektim köpru başını arkasına alarak. Ordu semaları da oldukça hareketliydi. Teleferik yine uzun bir kuyruk yapmıştı. Yamaç paraşutlerinin biri kumsala inerken diğeri Boztepeden suzuluyordu. Trafiğin gurultusu insan seslerine karışıyor deniz hırçın dalgalarıyla kıyıda olan bitene cevap yetiştiriyordu sanki. Martılar, guvercinler, bisiklet yolundan gitmeyen suruculer, bankların önunde çitlenmiş çekirdekler, dalgaların çekilirken duzleştirdiği kumsala yazı yazmaya çalışan bir genç kız, kucaklarında kısa pantolonlu çocuklarıyla babalar, anneler, torunlarını gezdiren dedeler, palmiye ağaçları... Sahilin bundan sonra senin adın İzmir olsun diyerek yuruduğum palmiye ağaçlı köşesi. Ve İskele bahçe. İşlem tamam. Soğuk bir şeftali suyu söyledim garsona. Yalnız iskele bahçe de öğlen saatlerinde hiç ruzgar esmiyor haberiniz olsun. Ve şeftali suyu 5tl:) Biraz kıyıdan denize olta atan amatör balıkçıları izledikten sonra ne mi yaptım? Tabii ki araba ile eve döndum:) 

17 Ağustos 2014 Pazar

(m)illet

" Birbirlerinin duygularına sagir, düşüncelerine duyarsiz, fikirlerine tahammulsuz, tercihlerine saygisiz, basarilarina kayitsiz insanlar topluluğuna (m)illet denir."

9 Ağustos 2014 Cumartesi

surpriz

Sıcak ve nemli bir gune uyandık bu sabah. Uyanır uyanmaz da bir kaç plan yaptık birimizin hoşuna giden diğerinin hoşnutsuz karşıladığı. Mecburiyetler işi akışına bıraktığınızda yapmak istediklerimizin çok da önune geçemiyor sanki. Nemli bir yaz havasında iyice yoğunlaşan stresli anların uzadıkça uzadığı saatlerin sonlarına doğru; Bu bir gunu planlamaktan yorgun duşup dalgaların sesine, ruzgarın nefesine, dostların muhabbetine kendimizi bıraktığımız saatlerde hayatın guzel mi guzel şirin mi şirin bir surprizi hemen telefonun öbur ucunda bizi bekliyormuş meğer.Ne guzelsin ve keşke hep böyle guzel kalsan dedirtmeyi nasıl da becerirsin bize hayat sen....Seni olduğun gibi bir kabullenebilsek... 

sizin planlarınız kaderi bağlamaz

Ne kadar kendinizden yana olursanız olun ve ne kadar planlar üstüne planlar yaparsanız yapın ön görmediğiniz, hiç bilmediğiniz bir sürpriz ...