Bir sıçrarsın iki sıçrarsın üçüncü de yakalanırsın çekirge...
Tiroid, sonra meme-rahim-yumurtalık derken ülseratif
kolitin de desteğiyle yakalanmaca…
Kolonoskopiden sonra eşimin yüzüme karşı bir türlü söyleyemediği şey;
Doktorun tabloda gösterdiği manzara;
Raporda ki tanı…
Bir çeşit duvara çarpma duygusu…
Hayat devam edecek …
Kanserle…
…………………….
Erken tanı olması iyi.
……………………
Bu süreci kaleme alma iştahım hiç yok. Tatsızım. Ama kendimi
zorlayayım diyorum. Her şey yolunda giderse yazdıklarım sıkı bir anı olarak
kalır.
Genetik miras söz konusu. Çevresel faktörler de var. Aslında
olmaması imkansızdı.
Kesin cerrahi müdahele gerekiyor. Ve kemoterapi.
Son dakika haberi fena değil. “Var ama yayılmamış."
………………………
Eş dost, akraba telefon açıyor. Geçmiş olsun dileklerinin peşinden kendi çevrelerinde bu hastalıkla uzun yıllar yaşayanlar olduğundan bahsediyorlar. Umut verici konuşmalar duymak iyi…
Kulvar değiştirdim. Daha önce ben geçmiş olsun diyordum birilerine. Şimdi bana diyorlar…
Babam git güzelce tedavi ol gel dedi. Annem
son durumu öğrenince rahatladı.
Eveetttt kanser günlüğümü böylece tutmaya başladım…Bu günlük başka günlük:)
Hadi bakalım bana ve benimle beraber olan herkese kolay
gelsin.
Neden bu illetin gelip beni bulduğunun cevabının ise sadece
genetik ya da çevresel faktörlerle ilgili olmadığını düşünüyorum bir yandan. Günlerdir
tetkiklerle uğraşıyordum.Yok bel fıtığı, yok spandiloz artropati , yok göz
tansiyonu derken kolonoskopide yakalanan polip haberi bana başka şeyler
söyledi. Allah' ın beni özel takibe aldığı ve en kötüye yavaş yavaş hazırladığı gibi. Hastaneden bu düşünce ve duygularla çıkarken O' na cevaben gayri ihtiyari “Ben de seni seviyorum Allahım” diye mırıldandığımı biliyorum; hem de gülerek. Hastalıkların insan üzerinde çok farklı etkiler bıraktığını bilmek başka,
yaşamak başka. Sanki yaşanan her hastalık ya da her sıkıntı yaratanla arandaki
perdeleri aralıyor…
…………………..
Bu arada karnabahar ve brokoli tüketimini arttırdım ilk tepki
olarak. Bir de kefir...
Savaş başladıJ