24 Şubat 2011 Perşembe

Yağmur Çağırınca (Gürbüz Azak)



Yağmur yağdı yağacak!

Uçan kuşlar az önceki çırpınışında değil ,

Havada susup kalmışlık seziliyor.. 
Şöyle usulca kapıyı aralayıp çekip gitsem mi ki
Bu havada ha ! nereye ve niye ?
Hep nereye ve niyeyi mi düşünmeli insan ? 
Niyesiz yaşamanın tadı hiç mi yok ? 
Nereye olduğunu bilmeden çıkıp gitmek pek mi acaip ?
İnsan bir okul kitabı mı ? hayır !
Röntgen cihazı mı insan ? hayır !
Peki ,otomobil ? değil ! 
O yüzden güzel ya
Bir de bu güzelliğin farkına varabilse
Niyesiz yaşamaların zor erişilen lezzetini bir tanıyabilse
İki defa yaşamış olurdu 
Bir ömrü saat gibi biçimlice tüketmek
En fark edilmez işkence belki de budur
Yahut insanı eskiten kendinden uzaklara savuran bir gizli eziyet
Halbuki hayatı süsleyen nice cin bakışlı nükteler var
Hele o ala ala heyyy yüklü sürprizler
Ansızın çıkagelen çocukluk arkadaşın
Hiç hesapta yokken uzak lokantalarda yediğiniz hünkar beğendi
Tenha bir ağaç altında kalabalığı seyredişiniz
Bir çakışta yanan kibrit
Şakır şakır dere boyları size yok yere yaşamadığınızı bağırır
Hayat ölçülerin dışında da var
Üstelik ölçülü biçili yaşamalar böylesi güzelliklerin ayağına dökecek su bulamaz
Yağmur yağdı yağacak beni bir yerlere çağırıyor
Hazır kuşlar yorgunluğa durmuşken 
Hazır nereye ve niyeyi üzerimden atabilmişken kendimi ödüllendirmeliyim
Çıkıp gitmeliyim saray burnuna, kumkapıya, piyer lotiye
Haliçe niyesiz bakmalıyım
Topkapı sarayını sebepsiz dinlemeliyim
Yağmur yağdı yağacak!
Ve çıkmazsam belli ki ayıp olacak
Yağmur, kumkapı ve ıslak saçların
Yağmur, Sarayburnu ve keyifli gözbebeklerim
En iyisi yağmur martılar ve hesapsızlık
Usulca kapıyı aralayıp çekip gitmeliyim
Nereyeyi ve niyeyi odamda bırakarak
Bir T cetveli olmadığıma kendimi inandırmalıyım
Veya otomobil
Çekilin yolumdan merdiven basamakları , kapılar , yaralı kaldırımlar
Yarına dair vesveseler
Beni yağmur bekliyor
30 yıl önceki gençliğimle Sultanahmet parkında
Yağdı yağacak yağmur !
Biliyorum çağırışını duyuyorum
Bebek sahilinde soldan üçüncü kanepe
Anadolu kavağında topal balıkçı masası
Bir de her yağmur akan çengel köydeki öğrenci evinin gıcırdayan kapısı
Yıllar sonra aynı anda ayak seslerime kulak kabartıyordur
Bu yağmur işte o yağmur!
Eskişehir gecelerinde üşüten, Sivas akşamlarında ferahlatan
İzmir ikindilerinde en sıcak serpintilerle hatır soran yağmur
Bu yağmur o yağmur !
Çağırıyor !
Üstelik 30 yıl evvelki gençliğimle birlikte Sultanahmet parkına
İnsanı bazen kendi yalnızlığı çağırır
Hüzünleri, sevdaları çağırır
Mesleği, evi, hatıraları çağırır
Öfkeleri, ümitleri, bekleyişleri, susuşları
Bazen yeşillikler, sahile vuran sabırsız dalgalar
Doğduğu köy, bir tepe, sevdikleri, sevemedikleri, ince hesaplar
İnsan çağırmasız kalamaz
Hakkı ! ben gidiyorum ..
Arayan olursa 
Yağmur çağırdı de !




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

sizin planlarınız kaderi bağlamaz

Ne kadar kendinizden yana olursanız olun ve ne kadar planlar üstüne planlar yaparsanız yapın ön görmediğiniz, hiç bilmediğiniz bir sürpriz ...