Burası Lübecker.
Galiba bu sefer tutacak kar. “İncecikten bir kar yağar tozar
…” Hamburg’ ta da “Elif elif” diye tozar mı kar bilmiyorum. Burada 3. Haftaya giriyorum.
İlk hafta kızım da vardı. İlk yurt dışı gezisini yapmış oldu teyzesinin
eşliğinde. Bu büyük liman şehrine adaptasyonu benden hızlı ve başarılıydı. Kendi
bildik dünyasında yabancı bir uygarlığın da yeri oldu şimdi. Memlekete
döndüğünde eminim burda dil bilmemekten dolayı yaşadığı zorluğa çözüm bulacak
ve İngilizce’ nin yanısıra Almanca da öğrenecektir.
Her gün çıkıp dolaşıyorum
çevreyi. Metro ile gidip gelmeyi öğrendim. Nereye mi tabii ki Türk
marketlerinin olduğu iki durak aşağıya:) Kütüphaneye de gidebilirim. Dün metroya
doğru yürürken binaların arkasından yükselen iki ince minare görmek hoş bir
sürpriz oldu. Navigasyondan bakmıştım ama ne yana düştüğünü çok da iyi anlamamıştım.
Büyük bir camiye benziyor.
Günler geçiyor. Her gün Almanca bir kelime, bir cümle
öğrenmeye çalışıyorum. Öğreniyorum da. İlk okulda okuyan yeğenimin
defterlerinden birkaç kelimenin anlamını öğrendim yeni. Tor: Kale; Tasse; Fincan demek mesela:) Her şey üzerime ağır
bir sis gibi çöken kör ve sağır olma duygusunu dağıtmak için. Dışarıda neler
olduğunu kendi dünyama ait memleket bilgilerim ile denk getirerek bazı cevaplara
ulaşıyorum ama burada başka bir hayat var. Kurallar, zaman akışı, düşünce tarzı, iklim, sokak lambaları, çöp kutuları:) Her şey başka…
Kız kardeşim, eşi ve yeğenimle bir arada güzel anılar biriktirirken bu ülkeye
kör ve sağır kalmamanın da yollarını arıyorum diğer yandan.
Konsolosluğun yerini henüz bilmiyorum. Olur a belki ihtiyaç duyulacak
bir durum çıkar. Herhalde bunun adı yabancı bir ülkede olmanın verdiği
tedirginlik. Dil bilmemek her şeyi zora sokuyor.
Memleket özlemi olgusuna henüz çok uzağım. Ne özlem ne bir
şey. Kalacağım süre içerisinde bu memleketi anlayabileceğim kadar anlamak, sokaklarında kaybolmak, tabii çabucak bulmak üzere:), hatta işe benzer bir şey olursa kaçak- maçak çalışmayı bile düşünecek kadar memlekete
dönmemenin planlarını yapıyorum tatlı tatlıJ
Hayali cihan değermiş hakikatenJ
Galiba memleket meseleleri beni de yormuş. Oğuz Atay’ ı da yormuş. “Niye az
geliştin benim sevgili memleketim” demezdi yoksa…
İlk günlerimin ruh halini bir parça yazmış oldum şimdilik.
Bakalım sonraki günler hangi duygu ve düşüncede olacağım. Bir bilinmeze doğru
gitmek de güzel. Zaten hep beraber bir bilinmeze doğru gitmiyor muyuz gündüz ve gece?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder