11 Haziran 2011 Cumartesi

SARI KoRDELaM SARI

Uzun zaman oldu bu eve gelmeyeli. Halamın vefatı üzerinden seneler geçti. Oğlu İstanbul’ a kızı Ankara’ ya yerleştiler. Enişte ise evlenmedi. Bugün herkes burada. Oğlu, kızı, gelini, torunları, yeğenleri, komşuları... Hayat yolu üzerinde karşılaşamadığı, evlenme çağına gelmiş güzel torununun düğünü sebebiyle evi şenlenmişti halamın. 


Bu mekanda yaşadıklarım gözümün önüne geldi birer birer. Hafızam beni geçmişle bugün arasında dolaştırdı durdu. Zaman mutlu anları hüzne boyamakta oldukça usta ve ısrarlı. Varlıkla yokluğun karışımı bir şerbet içtim ayak üstü.

Demir korkulukları yaptırılmamış balkonunda halamla birlikteydim serin bir yaz akşamında. Sırtını duvara dayamış, omzunda siyah merserize hırkası, elinde kahvesi ve bafra sigarası, bir mindere bağdaş kurmuş, yanında gazeteler , dergiler. Rüyalarımda bu balkonu ziyaret eder dururum hala.

Üzerimde kırmızı bir bluz ve lacivert bir etekle saçlarımdan bir perçem gözümün önüne düşmüş halde halamın ellerinden öpmeye gelmiştim bir bayram bu eve. Bir adet 25 madeni kuruş tutuşturmuştu az sonra sakız, çikolata ya da leblebi tozuna vereceğim kesin olan.

Birkaç parça bulaşığını siyah-beyaz mozaik mutfak tezgah üzerinde yıkadım diye sayısız abartılı övgüler almıştım ondan. Karşılıklı mutlu etmiştik birbirimizi karşılık beklemeden. Ne mutfakta ne evin başka bir yerinde o günleri hatırlatan bir eşya görememek ruhumu acıttı. Ama bunca yokluğun içinde onu evin her yerinde var eden bir sürü hatıram var hafızamda. Pencereden masa örtüsünü silkeliyor, mutfakta bir alimünyum tepside ıspanak ayıklıyor, küçük fındık sobası çıtır çıtır yanarken mavi plastik leğende yeni doğmuş torununu yıkıyordu. 
“Sarı kordelam sarı “ şarkısını televizyondaki sanatçıyla beraber mırıldanıyor , karşı binada oturan teyzesi ile camdan cama muhabbet ediyordu. 

Bir akşam vakti ziyaretine gelmiştik ailece. Kocaman bir hüzün vardı bu odada çocuk yüreğimi sıkıştıran. Benim şu anda içinde bulunduğum yaşlarda amansız bir hastalığın pençesine düşmüştü. Ahşap oval sehpanın ortasına serilmiş dantel beyaz örtü üzerindeki koyu yeşil cam küllüklerde ucu yanık sigarasından eser yoktu.


Ah! Zaman ve Ah! Hafıza. İkinizin bu işbirliği yok mu.? Yaşama telaşı içerisinde kaybettiğimiz , bir yerlerde bıraktığımız, ya da unuttuğumuz, ya da üstüne kalın kalın perdeler çektiğimiz hayatımızı içindekilerle birlikte ikide bir bugüne taşırken bir de bize sorsanız. Bakalım  buna çok mu meraklıyız?

Sizi biz mi özlemlerimizle baş-göz ettik yoksa? O zaman oh olsun bize!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

sizin planlarınız kaderi bağlamaz

Ne kadar kendinizden yana olursanız olun ve ne kadar planlar üstüne planlar yaparsanız yapın ön görmediğiniz, hiç bilmediğiniz bir sürpriz ...