6 Ocak 2013 Pazar

Üçünü de çok sevdim



Geliştiremediğim müzik yeteneğimin kahramanlarından ikincisidir Akordionum. Birincisi Mandolinimdi. Ve kırkımdan sonra  Sazım da üçüncü sıradan girdi hayatıma. Üçünü de çok sevdim. Ama maalesef kıymetlerini bilemedim. Okul şarkıları ile başlayan sonra kendi kendime Mandolinimde çıkardığım o günün şarkıları, türküleri ile devam eden ilkokul yıllarım. Durmadan pena kaybediyor pena alıyordum rengarenk. Güneşli bir 23 nisan bayramında koroda çalmıştım okulun bahçesinde. Biri de resmimizi çekmişti hala resim albümünde duran. Ersen abidir muhakkak. Ailelerimizi tanıyordu. Eşi de öğretmendi kendisi de. Sonra akordion istemeye başladım nerden görüp, akıl ettiysem. Arkadaşlarımızdan etkilenmişimdir herhalde. Çok güzel çalıyordu arkadaşımız Taner (Aksoy) hatırladığım kadarı ile. Annem- babam da tutmuşlar bir gün orta boy bordo renkli bir akordion almışlar bana. Sonrası kardeşlerimin de dahil olduğu ama daha çok benim akordionumla başbaşa geçirdiğim şarkılı- türkülü anlar . Siyah beyaz tuşlarla bütünleşmiştim adeta. Her şey bitmiştir artık, O ağacın altı, Buruk acı, Derruli… Ha önce benim annem güzel annem ninnisi ve okul şarkıları tabii ki. Ama hep kendi kendime. O günlerde eğitim sistemi içerisinde özellikle de bir kız çocuğu için yetenekler özellikle müzik alanında ancak bu kadar olup oluşabiliyordu belki de . Bir kursa gitmeyi hiç düşünmemiştim ya da yönlendirilmemiştim büyükler tarafından.. Çok istediğim için içimde kalmasın, hevesimi alayım diye almışlardı bizimkiler bana o akordionu. Gerçi bas tuşları olmadığı için kitapçı vitrinlerinde koca koca akordionlarda kaldı gene de hep gözüm de gönlüm de o başka mesele. Sonra bir gün yurt dışına çıktığımda sokak çalgıcılarının elinde bas tuşları ile kocaman akordionları nasıl maharetle çaldıklarını gördüm. Benim sevgili Akordionum daha benim hayatıma düşmeden avrupalarda sokaklara düşmüştü. Mandolin akordion derken kırk yaşımda saz çalmaya başlamamın hala içimde beni dürten bir müzik yeteneğimin olduğunu gösteriyor olması o kadar da önemli değil artık. Sazımla ise üç sene yakınlaştıktan sonra onu da duvara astım. Gereken zaman ayrılıp, özen gösterilmeyen, çalışarak ilerletilmeyen yeteneklerden bir yetenekti benimkisi netice itibarıyle. Onlarla geçirdiğim zamanlarda ruhuma kattıkları güzellikler benim kazancım oldu…


Not: Yukarıdaki resim rahmetli Özden (İslamoğlu) amcanın oğlu Haldun' un birinci yaşgününde çekildi. Ersen abi de olmasa her şey geçmişin karanlığında kalacakmış...........

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

sizin planlarınız kaderi bağlamaz

Ne kadar kendinizden yana olursanız olun ve ne kadar planlar üstüne planlar yaparsanız yapın ön görmediğiniz, hiç bilmediğiniz bir sürpriz ...