29 Aralık 2011 Perşembe

Artık Günlük Tadında

Kimbilir hangi harfin ya da hangi kelimenin ucuna takılarak bu bloğa düştü yolunuz. Belki tanışıyoruz belki tanışmıyoruz. Eş, dost, akrabayız belki ya da tanışıklığımız sadece insan oluşumuzdan. Bilmiyorum hangi sebeple bu satırlara gözünüz ilişti. Ama buralara yolunuz düşmeye devam edecekse bundan böyle bazı farklılıkların da farkına varacaksınız demektir. Paylaşmak güzel. Belki en çok istediğimiz ama en az hayata geçirdiğimiz bir hal paylaşma halimiz. Eşimizle, arkadaşlarımızla, çocuklarımızla ilişkilerimiz hiç bir zaman istediğimiz nitelikte olamıyor ne yazık ki. Hep bir erteleme halindeyiz. Bir ömür yüreğimizle yürekli paylaşımların peşinden koşar dururken tamamlanmışlık duygusu veren güzel paylaşımlarımız da olmuştur muhakkak sevdiğimiz, değerli görülüp değer verdiğimiz insanlarla. Onların hayatınızda artmasını dilerim. Ve hayatımda da.

Farklılık dedim bloğumda ya hani işte o farklılığın nasıl olacağından bahsedeyim biraz da.

Aslında önce yeni bir blog açmayı düşündüm. İçinde bulunduğum günü diğer günlerden farklı yapan her şeyi oradan paylaşmak istedim. (Bundan gayem yazı ile ilişkime ara vermemek biraz da.) Sonra neden buradan olmasın dedim. Bundan sonra burada her gün içinde yaşadığım toplumun bana yüklediği sayısız kimliklerimden her birinin duygu ve düşüncelerine rastlayacaksınız. Bazen annece, bazen anneannece, kardeşce, arkadaşca, vatandaşca... Günümü diğer günlerden farklı kılan ne olduysa onları yazacağım. Günlük tadında .

Bugün oldukça hareketli bir gündü. Saat 2. 30 da Büşra' nın rutin kontrolü vardı. Dedesi doğumevinden randevu alıp bizi yönlendirdi. Saat 2 ye gelmeden hazırlanıp çıktık. Dolmuşla hastane sapağına ordan da yine dolmuşla doğum evine geçtik. Tam vaktinde oradaydık. Mutemet odasında ... bey bizi bekliyordu. Yıllar önce eşimin desteği ile girdiği bu işte 24. yılını tamamlıyormuş. Annesi Büşra ile doktora gitti. Bana çay söyledi ... bey. Saçlarına ak düşmüş bu orta yaşlı adamın gençlik hali dün gibi aklımdaydı. Masasında Muhsin Yazıcıoğlu resimli bir takvim ve duvarda da Galatasaray posteri vardı. Çay çok güzeldi. Bir süre sohbet ettik. Daha doğrusu ... bey konuştu ben dinledim. Daha önce de karşılaştığımızda öyle yapmıştı. Vefasını göstermek için her fırsatta böyle yapıyordu. Mert ve kadirşinas bir adam vesselam. Çocuklarımın  da doktoru Ordu' nun önemli bir değeri olan Dr. Neşide hanımın iki yıl önce başhekimlikten ayrıldığını şimdi acilde görevine devam ettiğini söyledi. Neşide hanımın hastahaneye çok hizmetleri olduğunu anlattı. Şimdiki başhekimin kim olduğunu sormadım o arada. Yeni ve çok iyi çocuk doktorlarının ve kadın doğumcuların geldiğinden bahsetti.

Doğumevindeki işimizi bitirdik çıktık. Hünkar restorana doğru giderken benim aklıma Şükran' ın mutfağı adlı ev yemeklerinin yapıldığı yer geldi. Hünkar dan vazgeçip Şükran' ın mutfağına yöneldik. Beni içeride hoş bir sürpriz bekliyormuş meğer. Şükran bizim Şükran' mış. Çok hoş bir tesadüf oldu bu benim için. Onun da torunu olmuş. Duvarda asılı torununun resimlerini gösterdi. Kızkardeşi cam bir masanın üzerinde mantı kapatıyordu. Çok güzel bir ısırgan çorbası ile ev mantısı yedik bol anneannece muhabbet eşliğinde. Büşra nın iştahla yediği menüsünü ( tavuksuyu şehriye çorbası ve yoğurt) hediye ettiler:)Çıkarken bir tepsi gül tatlısı aldık. Damadım yemin törenini yaptı. Bugün iki günlüğüne geliyor. Şu anda dönüş yolunda. Tatlı onun için.

İşte böyle dostlar. Bundan sonra sizlerle günümü buradan zamanım ve kelimelerim elverdiğince paylaşacağım. Şimdilik hoşçakalın...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

sizin planlarınız kaderi bağlamaz

Ne kadar kendinizden yana olursanız olun ve ne kadar planlar üstüne planlar yaparsanız yapın ön görmediğiniz, hiç bilmediğiniz bir sürpriz ...