30 Aralık 2011 Cuma

Orda mısınız?

Yazarken yaşamak zor diye düşünmeye başladım aklım fikrim ailemde, çevremde, hatta çevremin de çevresinde, geçmişimde geleceğimde olan ve olabileceklere iştahla bakmaya başlayalı beri. Yazmak kesinlikle bir çeşit delilik. Zaten hayat seni yaza yaza bitiremezken sen tutuyorsun yazılanların bir de tekrarını yapıyorsun kağıtla kalemle. Ne gerek var. Yaşa yazgını çek git.Zaten yazdıklarını okuyan da yok. Herkes kendi yazgısının derdinde.

Bugün Cumaydı. Ve Cuma günlerinin hayat akışımdaki yeri ayrı. Bu akışın tam da farkında olduğumu söyleyemem. Cuma günlerini herhalde bir gün gelecek elimde fenerle arayacağım. Ama içinin bomboş olduğunu göreceğim. Niyesini belki daha sonra anlatırım. Şimdilik bir not düşüyorum.

Beşikler ve bebekler. İlginçler. Bazı beşikler bebekleri uyutuyor ama bu beşik Torunumu uyandırıyordu. Büyük bir zevkle getirdi kurdu çocuklarını uyutup büyüttüğü kendi icadı olan beşiği yeğeninin çocuğu için büyük dayı ama sonuç; bugün kaldırdık. Sabah erkenden beşikle beraber köye çıktım.

Ne zaman çarşıya pazara çıksam uzun zamandır görmediğim eş dost akraba ile karşılaşıyorum. Küçük yerde yaşamak böyle bir şey. Çocuklar büyümüş, büyükler yaşlanmış. Konuşacak hem çok şey hem de hiç bir şey kalmamış. Tebessüm dolu yüzler kırışıkları da kapatıyor sanki.Hem benim hem onların.

Bugün iç içe ne çok şey oldu. Onları madde madde yazmak daha mı kolay nedir.

Deneyelim mi?

1-Sabah annemin telefonu  çalmadan önce uyanmıştım zaten. Sonra hazırlanıp köye doğru yola koyuldum. Sabah güneşi yolda bir kaç yerde gözümü kör etti resmen. Bir yandan da bahçelerde kırağı vardı. Evden üst üste "dikkatli ol birinci vitesle git" uyarıları aldım. Helalleştim bile. Nolmaz nolmaz. Annem babam çoktan hazırlanıp aşağı harmana inmişlerdi. Doğruca hastaneye gittik.
2-Un-Pa pastanesinde onlara karışık tost yaptırıp götürdüm. Akra markette buluştuk. Ben gittiğimde daha alışverişleri bitmemişti.
3-Sonra cami aradık. Bayanların da namaz kılabileceği. Karşıyaka, Ensar, Rus pazarındaki cami derken en sonunda Ulu cami de bulduk kadınlar için yer. Kuran kursu verilmekte olan sınıfta caminin içine açılan pencereyi aralayarak sıcak sobanın başında 10 kişilik bir bayan cemaatle Cuma namazı kıldık. Sahi camiler neden soğuk olur böyle.
4-Namazdan sonra hastaneye geldik.Doktorla görüşmek üzere.Görüştük. Reçeteyi alıp eczaneye geldik.
5-Babam "İffet ya hu!" adlı kitabı istedi.NT den aldım.NT de ödeme yaparken bir bayan Sinan yağmur un kitaplarını almıştı. Aşk üzerine bir kaç kitap daha. Herkes bu aşk konusuna fazla takılmış. Yani tasavvuf aşkına. Baktım arasında babama aldığım kitap da var. "İffet ya hu" çok satanlar listesine aday anladığım kadarıyla.
6-Eski komşumla karşılaştım. Ayak üstü kısa bir muhabbet yaptık.
7-Yine eski bir komşumun kızı ile bir tuhafiye dükkanında karşılaştık. Dükkan onlarınmış. Yün ve şiş aldım ondan. Bir de annemin siparişi olan beyaz üzerine mor güllü çember.Ve bir de üzücü hastalık haberi.
8-Annemleri köye bırakıp şehirden eşimi aldım.
9-Eve geldim. Hamsi yaptım.
10-Sanmayın ki bugün sadece bunlardan ibaretti. Bir on madde daha var ki o da bana kalsın. Velhasılı karalahana yaprakları gibi iç içe geçmiş bir gündü bugün.

Günün yorgunluğu şu an beni ele geçirmeden önce şunu söyleyebilirim ki harekette bereket var.

Yeni bir de yıl var önümüzde ha girdi ha girecek hayatımıza. Eskiyi aratmasın yeter.


Orda mısınız:)

İyi saçmalamış mıyım?!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

sizin planlarınız kaderi bağlamaz

Ne kadar kendinizden yana olursanız olun ve ne kadar planlar üstüne planlar yaparsanız yapın ön görmediğiniz, hiç bilmediğiniz bir sürpriz ...