Adam günün yorgunluğu ile indi arabadan biraz da dalgın, düşünceli. Blogun ağır demir kapısını ittirdi asansörün düğmesine basıp beklemeye başladı. Az sonra ikinci katta evinin kapısındaydı. Anahtarı yanında olmadığı için zili çaldı. Kapı açıldı. Adam ayakkabılarını çıkardı içeri girdi. Bugün karısının misafirleri vardı. Hala gitmemişlerdi demek. Kapıyı da misafir kız açmıştı . Allah Allah! Otuma odasında kırmızı kanepe yok. Bu çocuklar kim? Bir anda ta blogun kapısından oturma odasına kadar yaptığı kısa yolculuğun kendi evinde değil başka bir evde bittiğini anladı ve anlar anlamaz da hızla kapıya doğru yöneldi. Şaşkın, telaşlı, mahcup... Kapıyı açan kızın bakışlarında da aynı şaşkınlık vardı. Ayakkabılarını çabucak ayağına geçirirken sırtından ter boşanıyordu. Kusura bakmayın kızım yanlışlıkla bizim ev diye sizin eve gelmişim derken artık kendini de gülmemek için zor tutuyordu. Bir üst blogtaki evinin kapısını karısı açtı. Adam akşam akşam başına gelen bu küçük adres kazasını ev halkına anlatırken hala kendine hayret ediyordu. Çok güldüler:)
Memurkentte oturmak iyi güzel de böyle bir de riski var. Binalar o kadar aynı ki yanlışlıkla başkasının evine girebilirsin ve oturma odasında ayılana kadar kendi evinde olduğunu sanabilirsin:)
Amman dikkat:)
Memurkentte oturmak iyi güzel de böyle bir de riski var. Binalar o kadar aynı ki yanlışlıkla başkasının evine girebilirsin ve oturma odasında ayılana kadar kendi evinde olduğunu sanabilirsin:)
Amman dikkat:)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder