30 Ekim 2010 Cumartesi

Pasaport



İnsan inanan bir varlıktır . Ruh ve ceset dengelerini inanç cephesinden yönetir . Doğru ya da yanlış bir şeylere inanır .. Yaşadıkları hatta yaşamadıkları inanç dünyasını tekamül ettire dursun , istikamet “tek” için ve "tek" e doğrudur . Hayatı boyunca “tek” i arayışı hiç bitmez . Bu arayışın en önemli gerekçesi de "huzur" dur . 

Biraz sancılı da olsa her insan hayattan aldığı cevaplarla bir gün mana aleminin kapısını zorlarken bulur kendisini . Hayatın cevapları ise akıl ve kalbin tornasından geçmelidir . Yoksa o anahtar o kilide asla uymaz .

İşte tam bu noktada peygamberlik müessesesi insanlığa hizmet vermeye başlar . İlk peygamberden son peygambere kadar aralıksız devam eden bu rehberlik müessesesinin tornasından çıkan anahtarla o kapıyı açarız .

Toplum olarak gelmiş geçmiş peygamberler hakkında az çok bilgimiz vardır . Eyüp a.s ın sabrını , İdris a.s ın terziliğini , Nuh a.s ın gemisini , İbrahim a.s ın gökyüzüne bakarak yaptığı tefekkürü , İsa a.s ın diğer dinlerde inanıldığı gibi çarmıha gerilmediğini , Yunus a.s ın balinanın karnında yaptığı tefekkürü , Musa a.s ın Kızıldeniz ’i asa’sı ile ikiye ayırdığını bilmeyenimiz yoktur . Bütün peygamberleri tanırız az çok . Tanıdığımız kadarı ile de anlar ve onlara karşı bir muhabbet duyarız .

Mevlid kandilini yeni kutladık . “Sen olmasaydın ey habibim alemleri yaratmazdım” ilahi hitabına muhatap olması , insanoğluna iki cihanda rehberlik etmesinin dışında rahmet ve müjdeleriyle kendisine inananlara bu dünyadan gittikten sonra da el tutması yani "şefaatçi" olacağını bildirmesi , kalbi irtibatımızın devamı için yeter de artar bile . Her Müslüman günlük hayatının içerisinde salat ve selamları ile "sevgi peygamberi "nin kalbine kalbi ile bir yol arama gayretindedir . Bilir ve inanır ki sevgi kalpten gelip kalbe gider .Kalbi zindeleştiren bu selamlaşmalar inananları , dünyada başlayıp ahirette devam edecek yollara yolcu eder . Peygamber muhabbeti olan bir kalp adeta sonsuzluğun pasaportu gibidir .

Şehrimizin göbeğindeki “yatır” ı bilirsiniz . Buharalı Şeyh Şakir Efendi yatırı . Buhara ’ dan kalkıp gelmiş , insanlara inanç hizmetlerinde bulunmuş bu muhterem zatın önünden geçerken kalbindeki peygamber sevgisini düşünürüm . O sevgi ve muhabbetin derecesiydi O ’ nu o günün zor şartlarında buralara getiren .

Genellikle aklı tek başına hayata rehber kılma eğilimimize rağmen , inanç noktasında akla muhalif olmayan kalp bizi peygamber sevgisine yol aldıracaktır . Ama bunun at arabası ile değil de hızlı trenle bir yolculuk olmasını istiyorsak o zaman O ‘ nu s.a.v biraz daha tanımaya zaman ayırmalıyız .

Yaşadığımız bir sürü dünyevi sevgiler , nefsin beklentileri doğrultusunda tükenip giderken bizi kalıcı bir sevda arayışına iter . Dünyaya gelerek kaybettiğimiz sevgiyi dünyadan giderken yeniden kazanabilmeyi dert ettirir yaratılışımız . Dermanımız dünyanın dertlerinde gizlidir .

“ Daima iki yol vardır . Uzun olan kitaplardan , kısa olan sevgiden geçer .“ cümlesindeki sevgi işte o sevgidir . Peygamber sevgisi . Kalbinize ne zaman düşeceğini hiç bilemezsiniz . Bulmak için ise o yolda kalmak kafidir çoğu zaman .

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

sizin planlarınız kaderi bağlamaz

Ne kadar kendinizden yana olursanız olun ve ne kadar planlar üstüne planlar yaparsanız yapın ön görmediğiniz, hiç bilmediğiniz bir sürpriz ...