6 Ekim 2010 Çarşamba

Yaman Baba ile Akkoyun

“Biliniz ki, mallarınız ve çocuklarınız birer imtihan sebebidir ve büyük mükâfat Allah'ın katındadır.”(Enfal-28)




Akkoyun ile Yaman Baba ’ nın birbirini anlaması için sayısız sebepler bir araya geliyor . Sonunda her ikisi de yüreklerine bir anda düşen acı ve ızdırabın ateşi  ile birbirlerini çok iyi anlıyorlar . Ama ne yazık ki onlar için iş işten geçmiştir artık . Kayıpları büyüktür .

O masalı bilenleriniz vardır muhakkak . Bilmeyenler için kısaca anlatayım .

“Bir zamanlar” diye başlar masalımız . Aslında o “bir zamanlar “ tam da içinde bulunduğumuz zamanlardır biraz dikkatli bakarsak  zamanın içinde olan bitenlere .

İşte o bir zamanlar bir ülkede Yaman Baba diye gülleriyle ünlü bir bahçevan yaşarmış . Yaman Baba bahçevanlık hayatının en güzel gülünü yetiştirmiş  sonunda . Masal bu ya bu gülün ünü dünyaya yayılmış ve devrin  güllere meraklı padişahının kulağına kadar gitmiş . Padişah  bu gülü görmeye geleceğini duyurmuş Yaman Baba ‘ ya . Yaman Baba hemen hazırlıklara başlamış . Öyle ya koskoca padişah yetiştirdiği “gül” ü görmek için geliyor . Ve beklenen gün gelmiş-çatmış . Yemekler yenmiş . Sonra da Padişah önde Yaman Baba arkada meşhur gülü görmek için ziyafet masasından kalkarak gül bahçesine girmişler . Bir de ne görsünler gülün yerinde yeller esmiyor mu ?! Ve gül ağacının hemen yanında da Akkoyun geviş getirmiyor mu ?! Belli ki gülü yemiş Akkoyun .

( Suç ortada suçlu ortada ! )

Yaman Baba perişan bir vaziyette Akkoyun ‘ un yanına gidiyor “ne yaptın sen Akkoyun , ne yaptın ?! Ver gülümü Akkoyun , Ver  gülümü !” diye şaşkın , çaresiz ve aciz bir şekilde Akkoyun’ a sesleniyor .  İşte tam o sırada Akkoyun dile geliyor ve ziyafet masasında padişaha ikram edilen “kuzusunu” kastederek gözyaşları içerisinde “ meee mee meeee ! nasıl kıydın bebeğime ?! Ver gülümü Yaman Baba , al gülünü Yaman Baba !” diyor .

( Suç ortada suçlu ortada ! )

Bir rivayete göre Yaman Baba ile Akkoyun ‘ un yaşadıklarına yakından şahit olan ve biraz da olanlardan kendisini suçlu gören o padişah o günden sonra ülkede kuzu kesilmesini yasaklıyor .

Elimizde  bu öyküye taş çıkaracak nitelikte , üstelik de tamamen gerçek olan o kadar çok öykü var ki . Yıllardır dini , siyasi , sosyal , ekonomik ve kültürel alanlarda  açık , gizli , dolaylı , dolaysız  terör odaklarının her yandan saldırılarına maruz bırakılan kuzularımız birilerinin ziyafet sofralarında servis ediliyor ve bin bir zahmetle yetiştirdiğimiz güllerimiz bağrımızdan koparılıyor !

Bizim birbirimizi çoktan  anlamış olmamız gerekmez miydi ?


1 Kasım 2009 Ordu Hayat Gazetesi




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

sizin planlarınız kaderi bağlamaz

Ne kadar kendinizden yana olursanız olun ve ne kadar planlar üstüne planlar yaparsanız yapın ön görmediğiniz, hiç bilmediğiniz bir sürpriz ...