3 Kasım 2012 Cumartesi

Dikkat güvertede bebek var!




O gün insan olarak dünyaya gelişimin bir buçuk sene-i devriyesinde güvertenin demirlerine minik ellerimle yapışarak denizin köpük köpük dalgaları üzerinden dünya alemi temaşaa ettiğim gündü. Annemin bir anlık gafletinden istifade edip bebek cesaretimle doğruca gidip durduğum yerden bir minik adım atsaydım şimdi bu satırlar içinde hayatıma göndermeler yapıyor olmayacaktım. Öldürmeyen Allah öldürmüyor işte. Kalbim dışarı fırlayacakmış gibi attığı halde büyük bir soğukkanlılıkla arkasından yavaşça yaklaşarak bebeğimi tutup alabilir miydim ölümün kıyısından gibi annemin anlattıklarıyla aklıma soktuğu bu sorunun cevabını ise hiç bilemeyeceğim. Annem yapabilmiş. O an çektiği korkuyu hissedebiliyorum ama.

Aslında bana kalsaydı o demirleri hiç bırakmazdım herhaldeJ Annem beni çekip aldığında canım çok sıkılmıştır muhtemelenL Ne güzeldir dalgalara öyle yakın olmak. Çiseler yüzüme gözüme değdikçe neşem artıyordu muhakkak. Denizi, dalgaları biraz daha seyrettikten sonra güvertede şöyle bir gezintiye çıkacak; İnsanları inceleyecek, yeni yeni arkadaşlar bulacaktım belki de. Tayfalarla konuşacak; Kamaraların yuvarlak pencerelerinden bakacaktım; Kaptanla dümene geçecektim ve uçsuz bucaksız diyarlara doğru rotalar çizecektim küçük dev bebek halimleLNe gezer yolculuk boyunca annem bir daha yanından ayırmamış beni.

Güverteden düşüp ölmek çocuk oyuncağıydı o çağda. Ya şimdi? Hayat güvertesinin demirlerine sıkı sıkı tutunmaya devam ediyoruz hala; Ve ölüm artık oyun değil.  

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

sizin planlarınız kaderi bağlamaz

Ne kadar kendinizden yana olursanız olun ve ne kadar planlar üstüne planlar yaparsanız yapın ön görmediğiniz, hiç bilmediğiniz bir sürpriz ...