3 Kasım 2012 Cumartesi

Kaçış



Bir yazı yazmanın arefesinde; artık yazacak bir şey kalmadı yazabileceğim ne varsa üç seneden fazladır yazmış durmuşum duygusuna kapılıyorum. Zaten benim yazamadıklarımı da başkaları yazdı bitirdi sonuç itibariyle diye de bu düşüncemi destekliyorum kendi kendime. Söylenmiş sözleri tekrar tekrar söylemenin ne alemi var filan diyorum. Ama böyle düşünmenin de hem kocaman bir yalan hem de  yazma sancılarından süratle kaçıp kurtulmak arzusundan kaynaklandığını da biliyorum. Ve yakalanıyorum tabii ki daha bir adım bile atamadan. Başkalarının ne söylediğinden bana ne. Önemli olan benim o söylenmiş ya da yaşanmış sözlere ve olgulara olan mesafem. Ve kendi birikimlerimle o mesafeler yakınlaştığında onları bir leğende hamur yoğururcasına yoğurup zihinsel bir pasta olarak ortaya çıkarıp çıkaramamam. O pastanın başka hiçbir pastaya benzemeyeceği kesindir bilirim ki. Hayat insanı gün be gün biriktiriyor. Zaten geçmişin geleceği inşa edecek konteynırlar dolusu konularla yüklü sabırsız bir bekleyişi vardır ki evlere şenlik. Bir yay gibi gerilir de gerilirsiniz hatıralar iki de bir hatırınıza düştükçe.  İç dünyanızı bir kelimeler, cümleler ordusu istila etmiştir. Savaşlar içinde savaşlar yaşamaktasınızdır zihin koridorlarınızda herkesle ve herşeyle. Ve yine herkesle ve her şeyle barışmak uğruna bazen günlerce o kelimelerin, cümlelerin peşine düşersiniz. Bir kaleden bir kaleye savrulursunuz havan toplarında güllelerce. Kafanızda biri gider biri gelir kurgularınızın...

Neyse siz onu bunu boşverin de hiç düşündünüz mü hayat bir müzik makamı olsaydı hangi makamdan çalardınız? Ben Nihavent:)))


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

sizin planlarınız kaderi bağlamaz

Ne kadar kendinizden yana olursanız olun ve ne kadar planlar üstüne planlar yaparsanız yapın ön görmediğiniz, hiç bilmediğiniz bir sürpriz ...