13 Kasım 2010 Cumartesi

78 Yaşım



Aramızda bir koltuk bırakarak benden uzakta oturmayı tercih etmesinin hala kendisini bir kadın gibi hissetmesinden dolayı olduğunu anlamazdan gelerek O’na yanımdaki koltuğa gelmesini ısrarla işaret ettim.
Kısa bir tereddütten sonra geldi oturdu girdiği mevzuya hiç ara vermeden . Odanın içindeki koltuklar ve halılar koyu kahverengi ile döşenmişti. Pencereden sızan ışığın arkasında kalmasından memnundu. Ah biz kadınlar yaşlılığı asla hazmedemiyeceğiz. Bordo renkli yün eşarbını hafifçe yüzüne düşürerek ve sık sık bakışlarını benden kaçırarak anlattı da anlattı.
Söylediği bir sürü mevzuyu takip edemediğim halde onu dinlemekten ziyade izlemekten büyük  zevk alıyordum. 78 yaşında olduğunu söyledi bir ara . Aşağı yukarı tam 30 sene sonraki halimi seyrediyordum . O kadar yaşayacağımı da bilmiyorum tabii. Yüzünü kaplayan derin çizgiler benimdi aslında. Karşımda durmuş benim romatizmalı dizlerimi oğuşturuyordu yüzünde acısını sızısını biraz belli edip biraz belli etmeyerek.
“Yüzü güzelden geçilir ,gönlü güzelden geçilmez” dedi bir ara.
Her takip edemediğim öyküsünü hayır dualarıyla bitiriyordu. Derin derin “ah kızım ah”  “çok çektim ben çoook” diyordu. Sırtında torunu,ahırda sağılmayı bekleyen inekleri evde yapılacak bir sürü iş ve hasta bir kaynanası ile geçirdiği günlerini anlattı sonra. Ve kayınvalidesinin son nefesini vermeden önce “ısırgan çorbası” istediğini ,hemen yapıp pişirdiğini ertesi gün öğlen üzeri “la ilahe illallah” telkini verdirirken teslim oluşunu anlattı dalıp giden bakışlarıyla. Sonra kayın pederi ile ilgili bir şeyler anlattı etrafına kimse dinliyor mu ev halkından diye bakınarak ve sesini biraz alçaltarak. Ben yine onu dinlemeye değil izlemeye devam ettim. Gözlerini dudaklarını yüzünde sabitlediği ifadeyi.
Ve  ısmarlaşma zamanı geldi. Ayağa kalkıp kapıya doğru yürürken hala anlatıyordu. Sonra birden ”sakın bu anlattıklarımı kimseye anlatma kızım e mi..”demesin mi kulağıma doğru eğilerek. Eyvah !..Konuşmanın son bölümünde önemli bir aile mevzusunu kaçırmış olmalı ki ağzından,şimdi pişman olmuş görünüyordu.  Benden emin olmak istiyordu besbelli ki. Ben ise her şeyden habersiz olduğumu hiç belli etmeden “Tabi ki teyzecim, aşk olsun, unuttum bile” diyorum.
İçimden “Sen hiç merak etme teyzecik. Karşımda oturan bana bütün sırlarını anlatan sen değildin ki bendim. Ve ben hiç kendi kendimi ele verir miyim”
Yola doğru koyulurken arabanın aynasından yüzüme bakıp duruyordum. Gözlerimin kenarında oluşan çizgiler daha fazla gözüme görünüyordu artık. Haberler hiç de iyi değildi.
Yaşlanıyordum...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

sizin planlarınız kaderi bağlamaz

Ne kadar kendinizden yana olursanız olun ve ne kadar planlar üstüne planlar yaparsanız yapın ön görmediğiniz, hiç bilmediğiniz bir sürpriz ...