Bir tiyatrocu , film artisti, yazar , siyasi bir lider , popçu mu yoksa topçu mu hayran olduğunuz kişi ? Yoksa siz o coşkulu , kalabalık ve izdihamlı konserlerde sahnedeki sanatçıyı çılgınlar gibi alkışlayan , bağıran , çağıran, çoğunlukla 17-25 yaşlarındaki gençlere bakarak bu manzaraya hiçbir anlam veremeyenlerden misiniz ? Ya da o büyük derby maçlarındaki amigoların tribünleri nasıl ayağa kaldırdıklarına bomboş gözlerle bakanlardan mısınız ?
Bizi biz yapan o görünür görünmez , anlaşılır anlaşılmaz adı konmamış kimliklerimizi ele veriyor hayranlıklarımız .
Bizde olmayan , ama olmasını da çok arzu ettiğimiz bir şeylerin , o donanımlara sahip olduğuna inandığımız birilerinin peşinden koşup duruyoruz . İşin garip yanı , bir yandan da yakalamayı hiç ama hiç istemiyoruz . Bir de yakalarsak bütün cazibesini kaybedeceğini filan düşünüyoruz herhalde . Mesafeler , hayranlık duyduğumuz kişilere ya da her şeye olan ilgi ve alakamızı ayakta tutuyor .
Onların sevgileri bir şekilde ve biz farkına bile varmadan içimize yerleştiği zaman davetsiz bir misafir gibi ,gönlümüzün en baş köşesinde ağırlamak için elimizden geleni yapıyoruz. Hiç bir karşılık beklemeden. Kusur filan yakıştıramayız onlara gönlümüze girdikleri andan itibaren . Kimseye de söz söyletmeyiz. Hatta bazen içten içe kıskanarak kahramanlık öykülerini kimsenin öğrenmesini de istemeyiz. Kendimize saklarız onlarla ilgili her şeyi. Gizli ve garip bir sevdadır bu adına hayranlık denilen. Bir adım ötesi aşktır belki de bildiğimiz.
Adım adım ve gece gündüz severek ve hiç yorulmadan peşindeyizdir artık kahramanımızın. İçimizdeki boşlukları doldurmak aslında bu eylemimizin diğer adıdır da bir türlü kabul ettiremeyiz kendimize. Bir taraftan da sahiplenmeye filan başladığımız zaman işte bu hastalıklı bir hale girdiğinizin ilk sinyalidir. Aman dikkat! Şimdi hem onlar hem de siz tehlikedesiniz demektir.
Aşırılıklar daima bir hastalığın habercisi ve aşırı bağlanmalar yaşanabilecek hayal kırıklıklarına gebedir her zaman. Bu aşamada olay mahallinden biraz uzaklaşmakta fayda vardır. Ama bu kendi isteğinizle olmalıdır. Kısa aralıklarla, yavaş yavaş. Kendi kendinizin doktoru olacaksınızdır bir nevi. Kötü ve zararlı bir sevgiyi iyi ve artık size ve sevdiğinize zarar vermeyecek hale getirmek tamamen sizin akli ve manevi becerilerinize kalmıştır. Hangi boşluklar yüzünden böyle bir bağımlılık sizi gelip tutsak etmiştir az çok tahmin edersiniz aslında. Hayatınızda bazı önemli dönemeçlerde gizlidir bu sorunun cevabı. Ve bu cevabı sizden daha iyi kimse bilemez Allah'tan başka. Görünmez bir cımbızla çeker alırsınız cevaplarınızı en karanlık gönül dehlizlerine dalarak cesaretle.
Bir şeyi fark edersiniz sonra birden. Cevaplarınıza yaklaştıkça kahramanlarınızdan uzaklaştığınızı. Çünkü artık cevaplarınızla doldurduğunuz gönül boşluklarından kahramanlara yer kalmamaya başlar. Hüzünlüdür bu ayrılık biraz ama çok gereklidir. Ve dünyaları yörüngelerine oturttuğunuz zaman tatlı bir yorgunluk sarar her yanınızı. Taş yerinde ağırdır ya o hesap işte. Herkes ve siz ve kahramanınız, olması gereken yerde olduğu müddetçe hep beraber mutlusunuzdur artık.
Şimdiye kadar anlattığım her şey elle tutulabilen gözle görülebilen seyredebilinen dinlenebilinen bir kahramana duyulan hayranlığa ait bir kaç gözlemdi. Bir de hayali kahramanlarımız vardır. Kendimizi onların yerine koyarız ki oralara hiç girmeyeyim. İşin içinden çıkamazmışım gibi geliyor zira.
Onların sevgileri bir şekilde ve biz farkına bile varmadan içimize yerleştiği zaman davetsiz bir misafir gibi ,gönlümüzün en baş köşesinde ağırlamak için elimizden geleni yapıyoruz. Hiç bir karşılık beklemeden. Kusur filan yakıştıramayız onlara gönlümüze girdikleri andan itibaren . Kimseye de söz söyletmeyiz. Hatta bazen içten içe kıskanarak kahramanlık öykülerini kimsenin öğrenmesini de istemeyiz. Kendimize saklarız onlarla ilgili her şeyi. Gizli ve garip bir sevdadır bu adına hayranlık denilen. Bir adım ötesi aşktır belki de bildiğimiz.
Adım adım ve gece gündüz severek ve hiç yorulmadan peşindeyizdir artık kahramanımızın. İçimizdeki boşlukları doldurmak aslında bu eylemimizin diğer adıdır da bir türlü kabul ettiremeyiz kendimize. Bir taraftan da sahiplenmeye filan başladığımız zaman işte bu hastalıklı bir hale girdiğinizin ilk sinyalidir. Aman dikkat! Şimdi hem onlar hem de siz tehlikedesiniz demektir.
Aşırılıklar daima bir hastalığın habercisi ve aşırı bağlanmalar yaşanabilecek hayal kırıklıklarına gebedir her zaman. Bu aşamada olay mahallinden biraz uzaklaşmakta fayda vardır. Ama bu kendi isteğinizle olmalıdır. Kısa aralıklarla, yavaş yavaş. Kendi kendinizin doktoru olacaksınızdır bir nevi. Kötü ve zararlı bir sevgiyi iyi ve artık size ve sevdiğinize zarar vermeyecek hale getirmek tamamen sizin akli ve manevi becerilerinize kalmıştır. Hangi boşluklar yüzünden böyle bir bağımlılık sizi gelip tutsak etmiştir az çok tahmin edersiniz aslında. Hayatınızda bazı önemli dönemeçlerde gizlidir bu sorunun cevabı. Ve bu cevabı sizden daha iyi kimse bilemez Allah'tan başka. Görünmez bir cımbızla çeker alırsınız cevaplarınızı en karanlık gönül dehlizlerine dalarak cesaretle.
Bir şeyi fark edersiniz sonra birden. Cevaplarınıza yaklaştıkça kahramanlarınızdan uzaklaştığınızı. Çünkü artık cevaplarınızla doldurduğunuz gönül boşluklarından kahramanlara yer kalmamaya başlar. Hüzünlüdür bu ayrılık biraz ama çok gereklidir. Ve dünyaları yörüngelerine oturttuğunuz zaman tatlı bir yorgunluk sarar her yanınızı. Taş yerinde ağırdır ya o hesap işte. Herkes ve siz ve kahramanınız, olması gereken yerde olduğu müddetçe hep beraber mutlusunuzdur artık.
Şimdiye kadar anlattığım her şey elle tutulabilen gözle görülebilen seyredebilinen dinlenebilinen bir kahramana duyulan hayranlığa ait bir kaç gözlemdi. Bir de hayali kahramanlarımız vardır. Kendimizi onların yerine koyarız ki oralara hiç girmeyeyim. İşin içinden çıkamazmışım gibi geliyor zira.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder