Yeni öğrendim bir çok kelimenin başına geldiğinde “Kara” kelimesinin o kelimeye “Büyük” anlamı verdiğini. Buna göre “Kara Deniz” , “Büyük Deniz” demek oluyor. Ama bana sorarsanız denizler büyüklüğünü kapladığı alandan çok kıyılarında ağırladığı irili ufaklı köy , kasaba ve şehirlerden alıyorlar.
Denizler, şehirler ve tabii ki insanlar. Birbirlerini var eden, bazen de yok eden üç büyük kainat aktörü onlar.
Aralarında derin bir muhabbet olmadığını kim söyleyebilir? Denizler şehirlere, şehirler de insanlara vurgun bu aşk üçgeninde.
Aşkı, muhabbeti düşmeseydi denizin yüreğine şehrin, ne işi vardı kıyılarında denizin. Ve hiç işi olmazdı denizlerin tutku ile kendisini ele geçirmeye çalışan toprağı dev dalgalarıyla sarıp sarmalamasaydı zaman zaman. Kıyasıya bir aşktı bu biraz da.
Herkes kendince sevdi sevgilisini. Deniz deniz gibi severken güven vermedi pek; denize güven olmazdı ki. Toprağın sevgisi oldukça felsefiydi; ne ekerseniz onu biçersiniz deyişinden belli. Şehir sevgi konusunda çok nefsiydi; kıskanç, tutkulu bir sevda bekledi insandan ve denizden; hep bir yar-ı İstanbul arayışları içinde. Ne denizden ne insandan vazgeçebildi o yüzden.
Hiç inkar etmediler aşklarını, tutkularını. Her fırsatta bir araya geldiler. Gelemedikleri zamanlar birbirlerini çok özlediler. Şehirler yalnız denizler için yeşil yeşil baktılar tepelerden, yamaçlardan; ve denizler dalgalarının ucunda yolladılar en mavi boncuklarını şehirlere köpük köpük.
Bir tek insan bu keşmekeşten başka şeyler ummayı bildi. Onlarla kalmasının tek sebebi dolunayın yakamozlarıyla denizlere çizdiği sonsuzluğun resmiydi.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder