Artık anı olmuş hoş anlar.
Koşa koşa saklandıkları yerden çıkıp geldiler dün
gece.
Hepsi birbirinden keyifli ,kıymetli günler.
Çocukluk günlerinin en mutena yerinde kalmış
mutluluk depoları.
Yani ilk okul yılları, yani orta okul-lise
yılları.
Büyük büyük sıfatları giymişiz üzerimize
yıllarla. Anne olmuşuz, iş kadını olmuşuz, üstelik bir de “Emekli” damgasını
yemişiz.
İçimizde asla büyümesine izin vermediğimiz çocuk
yanımız dün gece bütün numaralarını gösterdi büyüyüp yaşlanan yanımıza.
Bir dönemi birlikte yaşamışız. Aynı şeyleri
neredeyse aynı algılayarak. Ama Bilge daha bir bilgece hatırlıyor her şeyi. Hatice
ise radikal yanını çoktan rafa kaldırmış.
Bir köşesinden içeri girebilmek mümkün olsaydı o
yıllara en çok da teneffüs saatlerinde kol kola dolaştığımız şimdi yerinde
yeller esen (Merkez ilk öğretim okulu) okul bahçesinde olmak isterdik hepimiz
galiba. (Siyah önlüğümün cebine kimdi ölü kelebek koyan arkadaş !? )
Öğretmenlerimizi hatırladık.Türkçe öğretmenimiz
Yaman bey (Çelebi) in sınıfta yarattığı sevgi, saygı dolu havayı yeniden
ciğerlerimize çektik . Ebedi istirahatgahından hatıralarımızla çekip çıkardık
aramıza aldık Cavit ‘i. Tarih öğretmenimiz Emin bey oradan o ciddi duruşu ve
tarz konuşmasıyla o cümleyi sarf etti yine bize. ”Laubalilik istemez ! “. İzmir
‘li güzel ingilizce öğretmenimizin tatlı ses tonu ruhumuzu okşadı uzaklardan.
Ömrün bu basamağında üzerimizden geçip giden
günlerin izlerini silebilmenin bir antremanını yaptık dün gece. Ruhumuza güzel
an ve anılarımızla başarılı bir estetik ameliyat yaptık . Gördük ki gönül
çeşmesinden kabımızı doldurduğumuz kadar genç kalmışız .
Uzun sözün kısası gerçekten de gönül yaşa engelmiş
vesselam.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder