15 Ekim 2012 Pazartesi

Hz. Sevde



“Bütün zevcelerimle evliliklerim ve kızlarımı evlendirmem, hepsi Cebrâil(a.s)’ın Allahü teâlâ’dan getirdiği izinle olmuştur.”Hadis

Bir arkadaş sohbetinde konusunun geçmesi üzerine ilk kez bir peygamber hanımının yaşantısına biraz daha yakından bakmak istedim. Her konuda olduğu üzere bu konuda da eksiklerimiz ne kadar da çok. Hasta bir kalp ve eksik bir bilgi ile bir peygamber hanımı hakkında ne yazılabilir? Ne kalbim o kadar temiz ne de biliyorum diyecek kadar bir şey biliyorum Hz. Sevde hakkında. Bildiğim bir şey var o da Hz. Mevlana ‘ nın o sözü. “Ben ol da bil”… Elbette bu saatten sonra Hz. Sevde “Olmak” rüyada bile mümkün değil “Bilmek” için. O kendi çağında, kendi dünyasında ve yeryüzüne gelen en son peygamberin meşakkatli hayatında bizim asla bilemeyeceğimiz bir şekilde var oldu. Herhalde derdimiz bilmek olmamalı bu durumda. Elimizdeki bilgi kırıntılarını hüsn-ü zan ile yoğurabilirsek aklımıza ve kalbimize iyi gelecek bir neticeye ulaşabiliriz belki . Ki Peygamberimizin özel hayatı söz konusu olduğunda vesvese kapasitemiz de kat be kat artıyor üstelik. O halde kırk yaşında omuzlarına peygamberlik gibi bir ilahi vazife yüklenmiş bir mübarek zatın hanımı(Hanımları) da O (s.a.v )na ve davasına uygun olmalıdır şeklinde düşünerek yolumuzu aydınlık tutabiliriz. 

Hayatının en zorlu döneminde yine ilk kadın müslümanlardan olan Havle vesilesi ile peygamberimize 50 yaşında eş olan ve ölene kadar da eş kalan bu mübarek kadın için anlatılanlar az ama bir o kadar da öz. Hz. Sevde rüyasında yazılıyor Peygamberimizin hayatına. Gördüğü rüyayı anlattığında eşi ona dul kalacağını ve Peygamber eşi olacağını söyleyerek yorumluyor rüyasını. Peygamberimizin önce Hz. Hatice yi sonra da Amcası Hz. Ebu Talibi kaybettiği yıl. Hüzün yılı... Ve o yıl 111 ayet içeren Yusuf suresi de nazil oluyor. Her şey O’ na s.a.v hayatı kolay kılmak, teselli etmek için. Yerde Hz. Sevde hayatına girerek dünyevi sıkıntılarını bertaraf ederken; Yusuf suresi de göklerden kalbine inerek ruhunu teselli ediyor. Allah c.c sevdiğini sevgisiyle kuşatıyor.

Hz. Sevde peygamberimizin çocuklarını şefkatiyle sarıp sarmalıyor. Hz. Hatice nin vefatından sonra ihtiyacı olan desteği layıkıyla veriyor. Cömertliği ile göz dolduruyor. Daha sonra Hz. Ayşe ile çok güzel dostluk kuruyor. Aralarında kıskançlık olmuyor. Hz. Ayşe kim gibi olmak istersin diye sorulduğunda Hz. Sevde gibi olmak istediğini söylüyor. Kimbilir birbirlerinde ne meziyetler gördüler ki bize böyle güzel esintiler bıraktılar çağlar ötesinden. Uhud savaşında yaralılarla ilgileniyor, su dağıtıyor. Deccal vakasında Deccal çıktı söylentisi ile korkup çadırına saklandığında Peygamberimiz Onu teselli ediyor; “Deccal çıkacak ama şimdi değil.” diyerek. Peygamberimizle aralarında geçen nahoş bir hadise var kaynaklara göre. Hz. Sevde eski kayınbiraderini esirler arasında gördüğünde nefsine kapılarak “Şerefinizle de mi ölmeyi beceremediniz?” diyerek hiddetle çıkışıyor. Peygamberimiz buna çok üzülüyor ve onu boşamayı düşünüyor neredeyse. “Sen Allah’ ın emrine karşı mı geliyorsun?” diyor Hz. Sevde’ ye bu hissi davranışı karşısında. Hz.Sevde hatasını anlıyor. Pişmanlığını dile getiriyor. Kendisini boşamamasını rica ediyor. Bu hadise o günün siyasi, sosyal ve kültürel yapısı hakkında da bazı ipuçları veriyor. Hz. Sevde ‘ nin hayatında bu bilgiler ışığında ayrıca iki önemli nokta daha göze çarpıyor. Birincisi peygamberimizin çocuklarına üvey annelik yapmadığı; İkincisi de savaş esirlerine iyi muamele edilmesi gerektiğine dikkat çektiği. 

Hz. Sevde peygamberimizden beş hadis ulaştırmış olup bir tanesi Sahih-i Buhari’ de yer almaktadır. Peygamberimizin vefatından sonra bir daha Hac ve Umre yapmadı ve hiç evden çıkmayarak ibadetlerine devam etti. Hz. Ömer’ in halifeliğinin son yıllarında vefat etti... 



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

sizin planlarınız kaderi bağlamaz

Ne kadar kendinizden yana olursanız olun ve ne kadar planlar üstüne planlar yaparsanız yapın ön görmediğiniz, hiç bilmediğiniz bir sürpriz ...