7 Eylül 2012 Cuma

Koy çayımı, geliyorum!



                 
       Elimde bir sürü poşetlerle merdivenlerden çıkarken alt  komşum Fatma kapıyı açtı. Bütün içtenliği ile; ”Abla gel çay içelim, yeni demledim ". Böyle bir teklif bir de böylesine gönülden olunca es geçilemezdi elbette. Akşama da çok az bir zaman kalmış bir taraftan. Bir damla yemeğim yok. Bütün gün dışarıdaydım. Hastane, postane, alışveriş derken akşam oldu. Günler kısa. Ama teklif de teklif yani. “Tamam” diyorum fazla düşünmeden, “Çantaları bırakıp geliyorum , koy çayımı!”
      Mis gibi demlenmiş, arzuya göre tatlandırılmış, ince belli bir bardaktan içilen çayın yanında bir de iki lafın belini kırabileceğiniz bir arkadaşınız varsa mutlu bir anın altına çift taraflı imza atıyorsunuz demektir. Ömrünüzün en keyifli anlarıdır o anlar. Ya öğrenci evlerinde yapılan çay sohbetleri? İçerisinde patlamış mısır ve yanında çay anısı olmayan öğrencilik hayatı yoktur herhalde.
       Ben, bir babamın köy suyu ile kuzine ateşinde semaverde demlediği çayı, ikindinin kızıllığı bahçelere düşerken içmeyi; Bir de anneannemin küçük çelik çaydanlığında demlediği çayı telaşsız, keyifle yudumlamayı çok seviyorum. Kışın ve karın ortasında yapılan hamsi ızgaranın peşinden dostlarla içilen bir bardak demli çayın tadı da ayrı güzeldir. Yudum yudum içtiğimiz sağlık, mutluluk, afiyet ve huzurdur.
       Çay içildikten sonra çay kaşığını bardağın üzerine uzunlamasına kapatmak gibi bir adetimiz vardı daha düne kadar. Bu hareket “Teşekkür ederim , artık içmeyeceğim” anlamına gelirdi. Batum taraflarına  yolu düşen bir akrabamız bu adetin oralarda hala devam ettiğini söyledi. Çay kaşığını kapatmadığı için peş peşe kendisine çay servisi yapıldığını, neden sonra çevresindekileri gözlemleyerek bunun farkına vardığını anlattı. Bu da bir çeşit çay lugati işte.
       Bu arada son yıllarda “Bitki çayları” biraz da televizyonlarda izlediğimiz Japon kızlarının özene bezene sergilediği çay törenlerinin etkisi ile hayatımıza girdi. Sizin de fark ettiğiniz gibi oradaki kimonolu kızların yaptığı uzun çay merasimlerinde bizim çayımız içilemez; Çünkü soğur! Biz çayı kaynar kaynar içeriz. Yana yana. Hem elimiz, hem dilimiz, hem de içimiz yanmalı !

Ne demiş eskiler; “Es-sohbetü bilâ çay / Kes semai bilâ ay” ;



Yani (Çaysız bir sohbet, Aysız bir gökyüzü gibidir.)


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

sizin planlarınız kaderi bağlamaz

Ne kadar kendinizden yana olursanız olun ve ne kadar planlar üstüne planlar yaparsanız yapın ön görmediğiniz, hiç bilmediğiniz bir sürpriz ...