7 Eylül 2012 Cuma

Kuyuda




Ocağı kapattı. Yemek hazırdı. Mavi çiçekli örtüyü masaya serdi özenle. Az sonra kızı okuldan gelecekti. Günlük çatal ve kaşıkları, kabartma desenli beyaz porselen tabakları masaya karşılıklı olarak yerleştirdi. Derin bir nefes aldıktan sonra beline bağladığı mutfak önlüğünü çözdü kapının arkasındaki çiviye astı. Televizyonun karşısındaki kanepeye biraz uzanmaktı niyeti. Üzerine tatlı bir rehavet çökmüştü.

Televizyonda yılların sunucusu etkileyici yorumuylaYusuf ile Züleyha başlıklı bir şiir okuyordu. Fonda güzel bir müzik vardı. Kulağı şiirde düşüncelere daldı. Yusuflar ve Züleyhalar bir yanda Leylalar ve Mecnunlar bir yanda. İnsanın aşkla sınanması çeşit çeşitti. Bu serseri duygu bir gönülden diğer bir gönüle sorgusuz sualsiz girerken makam, mevki, genç, yaşlı, zengin, fakir ayırd etmiyor diye düşündü uyku ile uyanıklık arasında. Zihni uykuya yavaş yavaş teslim olmadan aklına üşüşen sorulara cevap aramaya çalıştı gayri ihtiyari. Feminist yanı uykusunu sabote ediyordu zamansız ve ısrarcı sorularıyla adeta. Yani Kardeşleri tarafından kör kuyulara atılan Yusuf değil Züleyha; Yusuf’ un gömleğini arkasından yırtan Züleyha değil  Yusuf olsaydı; Ve masum olduğu halde yine de Züleyha zindanlara atılsaydı; Melik(e)liğe giden bir mücadelenin başkahramanı olur muydu acaba? 

Kızının fısıldayan sesini duydu.
“-Anne  ben çıkıyorum. Arkadaşlarla kütüphaneye gideceğiz.”

 “Annesi önce izin vermemişti ama sonra ikna olmuştu. Abilerine ayrı Züleyha’ ya ayrı dikkatli, akıllı ve uyanık olmalarını tembihlemişti . Ve onları önce Allah’ a emanet etmişti yüreğindeki endişeyi bastırarak.
Bir kuyunun başında mola verdiler gün boyu yürüdükten sonra. Akşam güneşi kum tepelerinin ardından kayboluyordu yavaş yavaş. “Züleyha gel buraya!” Abisiydi çağıran. Sekerek yanına gitti. “Kovayı kuyuya sal bakalım.”  Son duyduğu sözlerdi  bu sözler kuyuya düşmeden önce Züleyha’ nın. Gözlerini açtığında kuyunun dibindeydi. Abilerine seslendi durdu önce. Sesimi duyar ve beni buradan çıkarırlar diye düşünüyordu. Kuyuya düştüğünü nasıl da fark edememişlerdi. Arkasından bir el onu tutmaya mı itmeye mi çalışmıştı o an anlayamamıştı. Yoksa, yoksa!....... Sonra soru sormaktan vazgeçti. Seslenmeye ve duaya devam etti sabırla.

Uyudu… Uyandı… Ağladı… Seslendi… Dua etti…

Kuyuda sular içinde tekrar tekrar uyuyup uyanmaktan bitkin düşmüştü. Birileri bir gün bu kuyudan su çekecekti elbet. Umudunu hiç kaybetmedi. İçinde bulunduğu zorluk onu daha çok bağladı hayata. Ve duaya…O gün geldi çattı. Yukarıdan insan sesleri geliyordu. Züleyha gözünü kuyunun ağzına dikti. İşte bir kova yavaş yavaş süzülüyordu . Tutundu ipe iyice Züleyha. Duaları kabul olmuştu.                                                                                         

Kervanın kadınları Züleyha’ nın çevresini sarmışlardı. Kuyuya nasıl düştüğünü anlamaya çalışıyorlardı. Züleyha göz yaşları içerisinde kendi kendine kuyuya düştüğünü abilerinin onu bulamadıklarını söyledi. Yaşlıca bir kadın Züleyha’ ya sahip çıktı. Söyleyemediklerini de anlayan bu çatık kaşlı bilge kadın Züleyha’ ya bakarken oldukça düşünceliydi. Kervan, Züleyha’ yı da alarak  Mısır’ a doğru yoluna devam etti.”

Ezan sesi ile açtı gözlerini. Televizyonda şiir programı bitmişti. Hala gördüğü rüyanın etkisindeydi. Her şey ne kadar da canlıydı. Kervanın daha da önemlisi Züleyha’ nın akıbeti ne olmuştu acaba. Onların ardından gitmek için her şeyi verirdi. Tabii ki rüyasında. Artık bu imkansızdı. Uyanmıştı bir kere. Ama kıssa da aklına girmişti. Hem de düz anlatımı ile değil. Bir düz bir ters algılıyordu kıssada olan bitenleri. Kuyuya düşen Yusuf oluyordu kuyudan çıkan Züleyha; Ya da gömleği yırtılan Züleyha, zindanlarda yatan Yusuf; Köle pazarında satılan Züleyha, Mısır Melik ‘ i Yusuf; Züleyha Yusuf, Yusuf Züleyha...

Televizyonu kapatırken Kuran’ da geçen Yusuf ile Züleyha bahsini iyice okumayı aklına koymuştu. Düştüğü bu dipsiz bucaksız zihin kuyusundan sağ salim çıkabilmek için.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

sizin planlarınız kaderi bağlamaz

Ne kadar kendinizden yana olursanız olun ve ne kadar planlar üstüne planlar yaparsanız yapın ön görmediğiniz, hiç bilmediğiniz bir sürpriz ...